Şu anda pasifik okyanusunun uzerindeyim. Chicagodan kalkalı yaklaşık olarak 4-5 saat oluyor.
Dün gece saat 1 de yattim. ancak uyku tutmadı bir o yana bir bu yana döndüm. Sanırım uyuya kalmaktan korktum. Sonra baktım saati 4:30 ettim
dedimki kalkıp gidelim. Kalktım biraz dolandım sonra kol saatime bir baktım saat daha 3:30 haydaaa. Yatağım başındaki saat 4:30 laptop'ı açtım baktım orada da saat 3:30 tam ikna olacağım TV 'yı açtım 4:30. Tam ne yapayım derken internetten bakmak geldi aklıma. googladım baktım saat 3:30 ee napıyoruz. Hadi bir daha yattım saati düzeltip kurdum alarmı yattım tekrar.
Neyse zar zor bavulu kapatıp indim aşağı oteli k.kartı ile ödeyince 10 sn sürdü. Bindim arabaya saat 05:30 e geliyor. Uçak 07:30 da. Bastım gaza git git bitmiyor. 15 dk dedim 30 dk da vardım neyse. Dedim geciktim. Neyse girdim car return e daldım Budget a aha dedim bekleyeceğiz bir sürü. Ama burası Amerika herkes hızlı. Durdum bir Çinli abi geldi. Hoş buluştuk abiyle. Adam şöyle bir arabaya baktı. Sonra benzine baktı. OK dedi verdik kontratı eline adam elindeki alete bir numaralar girdi. Sonra öbür elindeki printerdan cırt cırt işlem tamam. Adamlar k.kartından işi bitirdiler. Yaklaşık 2 dk da tamamız.
Peki şimdi neresi? Turk Havayollarına mı AA mi? Dedim Tankut yürü AA e sanırım daha önceki seferde öyle yapmıştık. Neyse sorduk ok dediler ama bir sıra dedim yetişmeyecek ama neyse hızlı gitti. zaten gecikenleri öne alıyorlar.
Geldik güvenliğe dayandık. Adamlar baktılar ben yabancıyım malzemeleri kahverengi kutulara koyduk verdik xraye beni de bir kabine soktular dediler kıpraşma. Alet bana hava üfledi sanırm bu Sinan bahsettiği hassah burundu. Neyse bir çıktık alnımızın akıyla. Botlara da bir şeyler sürüp başka bir hassah buruna verdiler. O da OK. Sonra kadın dediki laptopı çalıştır. Ben güvenlik için derken kadın laptopınız düştü de bir bakın çalışıyor mu demez mi? Haydeee neyse açtık bir şey yok.
Bindik uçağa tabii her taraf Amerikalı boşuna American Airlines değil.:P Ortada acil çıkışın oraya oturdum kalkmadan önce host gelip acil durumda kapıyı kullanıp kullanamayacağım sordu ben kem küm edince dur dedi diğerlerine sordu yes dediler beni de abi bir öndeki adamla yer değiştirdi. Zenci bir kadının yanına oturdum. Kadın incilden birşey bakıp habire notlar alıyordu. Bende moda girdim uzaylı gibi sadece yes no coffee diyorum. Kadın son 30 dk konuşmaya başladı.
Sonra indik işte koşturup öbürüne checkin yaptım. Ha tabii arada MCDonalds dan quarter pounder bir menü yedim kahvaltı niyetine öğlen 2 de. Sonra uçaktayım. İKi tarafımdan sıkıştırılmış durumdayım. Artık biraz uyumalı.
Showing posts with label Amerika 2006. Show all posts
Showing posts with label Amerika 2006. Show all posts
March 26, 2006
March 24, 2006
Amerika Macerasi Son Gun
Eveeeet son gun geldik:) Acikcasi donecegim icin mutluyum. Burasi iyice alışmama rağmen sıkıcı gelmeye başlamıştı. Rahat rahat türkçe konuşacağım zamanı iple çekiyorum. Sevdiklerime kavuşacağım içinde mutluyum.
Son gündü ama yine de bugüne birçok ilki sığdırdım.
Sabah uyuyakaldığım için ilk keynote u kaçırdım. Aslında keynote lar biraz geyik geçtiği içib pek de üzülmedim. Güne ilk olarak TPTP nin tanımı ile başladım. TPTP nin yapabildikleri gerçekten çok iyi gözüküyor. Hedefledikleri gibi bu konu da tek olabilecek gibi gözüküyorlar. Gerçekten değerlendirmeye değer.
Sırada RCP ve GUI geliştirmek için araçların tanıtıldığı sunum vardı. VE, Jigloo ve Instantations ın karşılaştırmasını yaptılar. Açıkcası hepsi birbirine benziyor. Pek farkları yok.
Öğle arasında yemeğini hızlıca yiyip kiraladığım arabayı El Camino ya gitmek için 57 numaralı otobüse bindim. Ki bu bir ilkti. Şöföre ödemem gerektiği biliyordum ama nasıl olacağını tam bilmiyordum. İşin ilginç yanı son duraktan binecektim. Baktım otobüs orada duruyor atladım içine. Şöför biraz şaşırdı sonra durak az ilerde diyerek beni durağa yolladı zenci sevencen abi:) 2 dk sonra da duraktan bindim. Şöförün önündeki alete attım bozukları. Ve işte bu kadar. Sonra otobüsün içindeki boydan boya dolanan halat/zincir dikkatimi çekti. Durakta durmasın ı istediğinde asılıyorsun halata. Tabii otobüsteki bir güzellikte GPS olduğu için duraklara yaklaşırken şuraya yaklaştık falan demesi.
Neyse sonra Budget'i bulmam biraz sürdü. Biraz yürüdüm sonra buldum. Ellerinde mini van olduğu için onu verdiler. Adam kasko istemediğimi duyunca biraz şaşırdı ve benim de içime kurt düşürdü. Ama neyse kasko olmadan aldım çıktım.
Konferans merkezine geri döndüm. Kısa konuşmalara katıldım. Özellikle 'Top Ten Eclipse Annoyances' ve 'Why You Should You Use Eclipse RCP' ilginçti. Daha sonra RadRails i dinledim. Ondan sonra da Best Practices for Programming for Eclipse and OSGi 'yi dinledim.
Bundan sonra zaten sunumlar bitti. Bende atladım arabaya önce Barnes and Noble da Ceylan'a kitap baktım orada bulamayınca Borders'a baktım. Kitap vardı ama ben raflarda bulamadım. Aradım bir sürü ama bulamadım. Yardımcı olması için birine sordum. Baktığı ilk yerde buldu:) Ceylan'ı da mutlu ettikten sonra Tolga'nın istedikleri için Guitar Center ve Starving Musician a baktım ama istediklerinden hiçbirini bulamadım. Üzgünüm Tolga.:) Tabii buraları dolaşırken arada bilmediğim yerlere girip dolandığım oldu. Laptop 'ında şarjı az olduğu için Google Earth'u çok kullamadım. Buralara baktıktan sonra alacağım son şeyleri de almak için Great Mall'a gittim. Alışverişi yaptım McDonalds dan yemek yedim ve sonraaa geldik başka bir ilke arabaya benzin alma işine. Amerika daki benzinlikler self servis kendi kendine hallediyorsun.
Neyse geldik pompanın önüne. Allahtan Amerika herşeyin nasıl çalıştığı üzerilerinde hiç bilmeyene anlatırcasına yazıyor. Açtım benzin deposunun kapağını taktım pompayı. Push Here To Start... Basıyoruz tık yok. Bir daha yine yok. Yok yapamadık girdik içeri, yabancıyız kardeş bir yardım et. İçerde ilginç bir meksikalı tip vardı. Arkadaş canlısı Turkey'in hindi olduğunu bilen bir arkadaş. Neyse kredi kartı dedi ben de cash dedim. OK dedi. Ne kadar dedi. Kardeş sen manyakmısın ne biliyim ben. Hayır litre olsa diyeceğim şu kadar adamlar galon kullanıyor. Anlattık işte bir çeyrekten biraz daha fazlası boş falan derken adam 15 galon iyi mi dedi. Eh hadi bakalım dedim. Hesapladı 41 dolar. Dedim yandık hani ucuzdu bu meret. Ödedim cash i çıktım dışarı taktım pompayı Push to Start. Sonra da çektim pompanın ucunu. Kafama da ver opet şapkasını tamam yani. Başladı benzin şarıl şarıl akmaya ve bizim pompa saymaya. 9-10 arası birşeyde durdu dedi 18.90 dolar gittik aldık paranın üzerini verdik 1 dolar bahşişimizi arkadaşı da mutlu ettik. Bindik arabamıza tren yolunu takip ederek döneceğim otele ama git git bildik bir şey yok baktım ters yöne gidiyorum. Aynen yapılabilen bir yerden çekersik U yu. 15 dk sonra oteldeyim sonunda.
Odeme içinde konuştuktan sonra elimde son kalan budlardan biri yazıyorum yine. Şimdi çantamı toplayıp yatacağım. Sabah dönüş macerası başlıyor. 5 de kalkacağım inşallah.
Bu macera da buraya kadarmış.... Sıradaki gelsin!
Son gündü ama yine de bugüne birçok ilki sığdırdım.
Sabah uyuyakaldığım için ilk keynote u kaçırdım. Aslında keynote lar biraz geyik geçtiği içib pek de üzülmedim. Güne ilk olarak TPTP nin tanımı ile başladım. TPTP nin yapabildikleri gerçekten çok iyi gözüküyor. Hedefledikleri gibi bu konu da tek olabilecek gibi gözüküyorlar. Gerçekten değerlendirmeye değer.
Sırada RCP ve GUI geliştirmek için araçların tanıtıldığı sunum vardı. VE, Jigloo ve Instantations ın karşılaştırmasını yaptılar. Açıkcası hepsi birbirine benziyor. Pek farkları yok.
Öğle arasında yemeğini hızlıca yiyip kiraladığım arabayı El Camino ya gitmek için 57 numaralı otobüse bindim. Ki bu bir ilkti. Şöföre ödemem gerektiği biliyordum ama nasıl olacağını tam bilmiyordum. İşin ilginç yanı son duraktan binecektim. Baktım otobüs orada duruyor atladım içine. Şöför biraz şaşırdı sonra durak az ilerde diyerek beni durağa yolladı zenci sevencen abi:) 2 dk sonra da duraktan bindim. Şöförün önündeki alete attım bozukları. Ve işte bu kadar. Sonra otobüsün içindeki boydan boya dolanan halat/zincir dikkatimi çekti. Durakta durmasın ı istediğinde asılıyorsun halata. Tabii otobüsteki bir güzellikte GPS olduğu için duraklara yaklaşırken şuraya yaklaştık falan demesi.
Neyse sonra Budget'i bulmam biraz sürdü. Biraz yürüdüm sonra buldum. Ellerinde mini van olduğu için onu verdiler. Adam kasko istemediğimi duyunca biraz şaşırdı ve benim de içime kurt düşürdü. Ama neyse kasko olmadan aldım çıktım.
Konferans merkezine geri döndüm. Kısa konuşmalara katıldım. Özellikle 'Top Ten Eclipse Annoyances' ve 'Why You Should You Use Eclipse RCP' ilginçti. Daha sonra RadRails i dinledim. Ondan sonra da Best Practices for Programming for Eclipse and OSGi 'yi dinledim.
Bundan sonra zaten sunumlar bitti. Bende atladım arabaya önce Barnes and Noble da Ceylan'a kitap baktım orada bulamayınca Borders'a baktım. Kitap vardı ama ben raflarda bulamadım. Aradım bir sürü ama bulamadım. Yardımcı olması için birine sordum. Baktığı ilk yerde buldu:) Ceylan'ı da mutlu ettikten sonra Tolga'nın istedikleri için Guitar Center ve Starving Musician a baktım ama istediklerinden hiçbirini bulamadım. Üzgünüm Tolga.:) Tabii buraları dolaşırken arada bilmediğim yerlere girip dolandığım oldu. Laptop 'ında şarjı az olduğu için Google Earth'u çok kullamadım. Buralara baktıktan sonra alacağım son şeyleri de almak için Great Mall'a gittim. Alışverişi yaptım McDonalds dan yemek yedim ve sonraaa geldik başka bir ilke arabaya benzin alma işine. Amerika daki benzinlikler self servis kendi kendine hallediyorsun.
Neyse geldik pompanın önüne. Allahtan Amerika herşeyin nasıl çalıştığı üzerilerinde hiç bilmeyene anlatırcasına yazıyor. Açtım benzin deposunun kapağını taktım pompayı. Push Here To Start... Basıyoruz tık yok. Bir daha yine yok. Yok yapamadık girdik içeri, yabancıyız kardeş bir yardım et. İçerde ilginç bir meksikalı tip vardı. Arkadaş canlısı Turkey'in hindi olduğunu bilen bir arkadaş. Neyse kredi kartı dedi ben de cash dedim. OK dedi. Ne kadar dedi. Kardeş sen manyakmısın ne biliyim ben. Hayır litre olsa diyeceğim şu kadar adamlar galon kullanıyor. Anlattık işte bir çeyrekten biraz daha fazlası boş falan derken adam 15 galon iyi mi dedi. Eh hadi bakalım dedim. Hesapladı 41 dolar. Dedim yandık hani ucuzdu bu meret. Ödedim cash i çıktım dışarı taktım pompayı Push to Start. Sonra da çektim pompanın ucunu. Kafama da ver opet şapkasını tamam yani. Başladı benzin şarıl şarıl akmaya ve bizim pompa saymaya. 9-10 arası birşeyde durdu dedi 18.90 dolar gittik aldık paranın üzerini verdik 1 dolar bahşişimizi arkadaşı da mutlu ettik. Bindik arabamıza tren yolunu takip ederek döneceğim otele ama git git bildik bir şey yok baktım ters yöne gidiyorum. Aynen yapılabilen bir yerden çekersik U yu. 15 dk sonra oteldeyim sonunda.
Odeme içinde konuştuktan sonra elimde son kalan budlardan biri yazıyorum yine. Şimdi çantamı toplayıp yatacağım. Sabah dönüş macerası başlıyor. 5 de kalkacağım inşallah.
Bu macera da buraya kadarmış.... Sıradaki gelsin!
March 23, 2006
Amerikan Macerasi - 5. Gun
Sabah zor kalksam da Greg Stein in 'Comparing Apache and Eclipse' sunumuna yetistim. Burada lisanslama ve toplumun acik koda dogru olan baskisindan bahsetti.
Sıra da BIRT sunumu vardı. BIRT de Eclipse içindeki büyük projelerden biri. Gerçekten güzel bir raporlama aracı olarak gözüküyor. HTML ve PDF çıktıları başta olmak üzere çeşitli çıktılar verebiliyor, çeşitli data sourcelara bağlanabiliyor.
Sonra da Redo Undo framework unun anlatıldığı sunuma gittim. Yemekte global software development masasında tek maşıma yemek yedim. Daha sonra 'Software Development Creativity in Wiki Way' sunumunu dinledim.
İlginç bir framework olarak Common Navigator sunumunda package explorer ın daha genişletilmiş ve genelleştirilmiş halini dinledim. Gerçekten kullanılabilir güzel bir araç olmuş.
Daha sonra 'XML Binding with EMF' sunumunda DOM ile EMF nin XML dokümanlarını işleme şekillerini ve nasıl daha kolay yapılabileceğini gördüm.
Kısa konuşmalarda ise Eclipse, GCJ ve GNU Linux Distributionları, Nasa'nın 3 boyutlu planet exploration yazılımı VizExplorer, programming languages in Eclipse, time travel debugging, Hannover konuşlarına katıldım.
Daha sonra yemek yediğimiz salondaki Poster reception a katıldım. Burada IBMin dil paketlerini çıkaran kısmından biri ile konuştum. Türkçenin yakında çıkacağını haber aldım. Ayrıca RIB ve RAVEN hakkında IBM deki yazarıyla görüştüm. Ayrıca EasyEclipse distributionını yapan şirket temsilcisi ile görüştüm. Tabii bu arada yeni çıkan heineken light birasını denedim. Dünde samuel adams birasını denemiştim. Burada insanlar çok rahat bu konuda. Ellerinde biralar yemekler dalıyorlar muhabbete, tanıtıma. Daha sonra Nokia da çalıştığını söylediğim arkadaşla karşılaşıp biraz konuştuk.
Ben 19 gibi çıkıp saat 21:30 a kadar GMF i çalışır hale getirip tutorialını bitirmekle uğraştım. Sonra da 21:30 daki GMF BoF na katıldım. Burada GEF deki paletin çok katmanlı olması ve key bindingler ile ilgili önerilerimi tartıştık. Ancak 12 de geldim otele bunları yazıp yatacağım.
Sıra da BIRT sunumu vardı. BIRT de Eclipse içindeki büyük projelerden biri. Gerçekten güzel bir raporlama aracı olarak gözüküyor. HTML ve PDF çıktıları başta olmak üzere çeşitli çıktılar verebiliyor, çeşitli data sourcelara bağlanabiliyor.
Sonra da Redo Undo framework unun anlatıldığı sunuma gittim. Yemekte global software development masasında tek maşıma yemek yedim. Daha sonra 'Software Development Creativity in Wiki Way' sunumunu dinledim.
İlginç bir framework olarak Common Navigator sunumunda package explorer ın daha genişletilmiş ve genelleştirilmiş halini dinledim. Gerçekten kullanılabilir güzel bir araç olmuş.
Daha sonra 'XML Binding with EMF' sunumunda DOM ile EMF nin XML dokümanlarını işleme şekillerini ve nasıl daha kolay yapılabileceğini gördüm.
Kısa konuşmalarda ise Eclipse, GCJ ve GNU Linux Distributionları, Nasa'nın 3 boyutlu planet exploration yazılımı VizExplorer, programming languages in Eclipse, time travel debugging, Hannover konuşlarına katıldım.
Daha sonra yemek yediğimiz salondaki Poster reception a katıldım. Burada IBMin dil paketlerini çıkaran kısmından biri ile konuştum. Türkçenin yakında çıkacağını haber aldım. Ayrıca RIB ve RAVEN hakkında IBM deki yazarıyla görüştüm. Ayrıca EasyEclipse distributionını yapan şirket temsilcisi ile görüştüm. Tabii bu arada yeni çıkan heineken light birasını denedim. Dünde samuel adams birasını denemiştim. Burada insanlar çok rahat bu konuda. Ellerinde biralar yemekler dalıyorlar muhabbete, tanıtıma. Daha sonra Nokia da çalıştığını söylediğim arkadaşla karşılaşıp biraz konuştuk.
Ben 19 gibi çıkıp saat 21:30 a kadar GMF i çalışır hale getirip tutorialını bitirmekle uğraştım. Sonra da 21:30 daki GMF BoF na katıldım. Burada GEF deki paletin çok katmanlı olması ve key bindingler ile ilgili önerilerimi tartıştık. Ancak 12 de geldim otele bunları yazıp yatacağım.
March 22, 2006
Amerikan Macerasi - 4.Gun ogleden sonra
Yemekteyken aklıma geldi; SDWest in tersine EclipseCon a birçok ülkeden katılım olduğunu gördüm. Yemekte isviçrelilerle oturdum. Daha öncede Almanları, Fransızları ve Finlandiyalıları görmüştüm. Aslında dün de Eclipse Members Meeting e giden bir grup Türk e de rastladım ama Amerikalıları iyi tanımalarından burada yaşadıkları belliydi.
Yemekten sonra 'Stories along the Eclipse way' keynote una katıldım. Ondan sonra da 'Introduction to GMF' sunumuna katıldım. İçerisi o kadar kalabalıktı ki sunumu ayakta izledim. Ve açıkçası GMF ın yaptıklarına ve yapacaklarına hayran kaldım. Şu anda indiriyorum, tutorialını yapacağım. Gerçekten çok başarılı gözüküyor.
Daha sonra 'Data Tools for Rich Client' sunumuna girdim. RCP uygulamalarında DTP kullanmak için nelerin hangi pluginlerin gerekli olduğu konusunda bir sunumdu.
Son bölümde 9 dk lı kısa konuşmaların olduğu bölüme geldik. Embedding and Integrating Native Application Components in Eclipse RCP, Eclipse Communication Framework, P3ML ve RCP vs RIA konusmalarına katıldım. Communication Framework e de biraz bakmak lazım.
Daha sonra bugün açılan Exhibition için reception verdiler. Yemekler bedavaydı ve iki tane içecek kupon verdiler. Tek problem içkiyi istediğim Batman'ın uşağına benzeyen adam bana kimliğimi sordu. Bu bana Sinan'ın burada 27 yaşına kadar içki almak için kimlik göstermen gerekiyor, 18 yaşından(ya da 21 mıydı) önce de alamazsın demişti. Bunu hatırladım ve Sinan'a olduğu gibi ben de yeni traş olmuş olduğumdan kimliğimi sorup doğum tarihime baktı amca. Daha önce başıma gelmemişti ilginç oldu. Sonra abur cubur olarak bir tabak büyük karides ve sosundan aldım. Karideslerin deniz kokusu içimi baysa da yedim bir güzel. Sonra da içinde tavuk olduğunu düşündüğüm çorbamsı şeyden içtim. Diğer abuk subuk şeylere pek bakmadım. Zaten doymuştum. En son tatlı olarak beyaz çikolata şelalesine çubuk daldırdım. (Valla dediğimi harfiyen yaptım) sıvı beyaz çikolata akıtan bir şelaleye ucunde çilek(ya da başka şeyler) takılı çubuğu daldırıp mideye indiriyorsun. Daha sonra expo yu dolaştım ama kalabalık olduğu için yarın detaylı gezmeye karar verip expodan çıktım. Şimdi salonlardan birinde oturmuş bunları yazıyorumç Ama sanırım artık gitme vakti. Bakalım akşam ne yapacağım.
Yemekten sonra 'Stories along the Eclipse way' keynote una katıldım. Ondan sonra da 'Introduction to GMF' sunumuna katıldım. İçerisi o kadar kalabalıktı ki sunumu ayakta izledim. Ve açıkçası GMF ın yaptıklarına ve yapacaklarına hayran kaldım. Şu anda indiriyorum, tutorialını yapacağım. Gerçekten çok başarılı gözüküyor.
Daha sonra 'Data Tools for Rich Client' sunumuna girdim. RCP uygulamalarında DTP kullanmak için nelerin hangi pluginlerin gerekli olduğu konusunda bir sunumdu.
Son bölümde 9 dk lı kısa konuşmaların olduğu bölüme geldik. Embedding and Integrating Native Application Components in Eclipse RCP, Eclipse Communication Framework, P3ML ve RCP vs RIA konusmalarına katıldım. Communication Framework e de biraz bakmak lazım.
Daha sonra bugün açılan Exhibition için reception verdiler. Yemekler bedavaydı ve iki tane içecek kupon verdiler. Tek problem içkiyi istediğim Batman'ın uşağına benzeyen adam bana kimliğimi sordu. Bu bana Sinan'ın burada 27 yaşına kadar içki almak için kimlik göstermen gerekiyor, 18 yaşından(ya da 21 mıydı) önce de alamazsın demişti. Bunu hatırladım ve Sinan'a olduğu gibi ben de yeni traş olmuş olduğumdan kimliğimi sorup doğum tarihime baktı amca. Daha önce başıma gelmemişti ilginç oldu. Sonra abur cubur olarak bir tabak büyük karides ve sosundan aldım. Karideslerin deniz kokusu içimi baysa da yedim bir güzel. Sonra da içinde tavuk olduğunu düşündüğüm çorbamsı şeyden içtim. Diğer abuk subuk şeylere pek bakmadım. Zaten doymuştum. En son tatlı olarak beyaz çikolata şelalesine çubuk daldırdım. (Valla dediğimi harfiyen yaptım) sıvı beyaz çikolata akıtan bir şelaleye ucunde çilek(ya da başka şeyler) takılı çubuğu daldırıp mideye indiriyorsun. Daha sonra expo yu dolaştım ama kalabalık olduğu için yarın detaylı gezmeye karar verip expodan çıktım. Şimdi salonlardan birinde oturmuş bunları yazıyorumç Ama sanırım artık gitme vakti. Bakalım akşam ne yapacağım.
March 21, 2006
Amerikan Macerasi - 4.Gun ogleden once
Bugün olaylara alışmanın verdiği bir rahatlıkla kalktım. Trenime bindim convention centera geldim. Yine netbeans ın kızları tarafından kovalandım. Sabah ilk olarak 'Joel On Software' sunumuna katıldım. Aynı başlıklı kitabın yazarı esprilerle dolu bi sunum yaptı. Sonra NASA nın RCP uygulamalarının anlatıldığı sunuma gittim. Daha sonra da eRCP sunumuna gittim. eRCP sunumunu yapanlardan biri Nokia ya yeni girmiş bir Türk tü.
Şimdi öğle yemeğindeyim. İlgi alanlarımla ilgili masalar dolu olduğu için bu sefer başlıksız bir masaya oturdum. Bugün kalabalık olduğu(expo falan da açıldı) için salonu büyültüp başlıksız masalarda koymuşlar. Aha yemekte geldi. Bakalım tavukmuş. Hadi bana afiyet olsun.
Şimdi öğle yemeğindeyim. İlgi alanlarımla ilgili masalar dolu olduğu için bu sefer başlıksız bir masaya oturdum. Bugün kalabalık olduğu(expo falan da açıldı) için salonu büyültüp başlıksız masalarda koymuşlar. Aha yemekte geldi. Bakalım tavukmuş. Hadi bana afiyet olsun.
Amerika Macerasi-3.Gun
Evet bugun Amerika'daki üçüncü günüm ama yalnız geçen ilk günüm. Dün Sinan Seattle'a evine geri döndü. Ve işte şimdi Amerika macerası başladı. Artık herşeyi kendi başıma yapmam gerekiyor. Sinan'la beraber arabada gittiği için hiç yapmadığım birşey yaptım ve VTA Light Traine bindim. Tabii uzun araştırma ve planlamalardan sonra:) Yine de istasyona yürümek biraz sürüyor ama sanırım convention center a yürümem biraz zormuş.
Convention Center'a vardığımda etrafı boş görünce önce acaba yanlış gün mü dedim ama neyse birkaç kişi daha görünce rahatladım. (Amerika da sanırım kaldırımda yürüyen birtek ben varım. Herkes arabalarda ya da binaların içinde. Inanılmaz bir şey kimseyi göremiyorsunuz. Aslında bu Santa Clara için geçerli sanırım) Tam içeri görmek üzereyken çinli bir kız koşup bana ve önümdekilere bir şişe su ve bir cd verdi. Ben promosyonlar girişte başladı vay be derken bir baktımki şişenin üzerinde netbeans.org yazıyor. 10 sn sonra jeton düştükü netbeans eclipse'in rakibiydi:) adamlar eclipsecon'u rakibine reklam yapmak için kullanıyorlardı. Ben sazan gibi aldım diyip kimse görmeden çantaya atayım derken bir baktım her yerden netbeans şişeleri.
Sonra içeri girip eclipsecon çantamı ve kayıt olduğumu gösteren tasmamı aldım. İlk tutorial RCP ile ilgiliydi genelde bildiğim şeylerden bahsedildi. Ama iyi bir tekrar oldu tabii öğrendiğim bazı tricklerde olmadı değil. Öğle yemeği için balık yedik. Ama SD West deki gibi bir lunch bag vermiyorlar. Büyük bir salonda oturuyorsun servis yapıyorlar. İşin güzel yanı her masada bir konu başlığı yazıyor(ör. RCP, SWT vb) ve o konuyla ilgili ise orada oturup ilgili diğer insanlarla konuşabiliyorsun. Ben biraz geciktiğim için ancak 'writing a better bug report' masasına oturdum. En azından karnım doydu. :)
Öğleden sonra gireceğim tutorialı advanced UI dan 'Component programming in OSGi' ye çevirdim. Component tabanlı çalışmak için güzel bir ortam sunan bu frameworkun yararlı olacağını düşündüm. Tutorial eğitici geçmesine rağmen zaman yetmedi ve yarıda kesmek zorunda kaldılar. Ama edindiğim izlenimler çok iyi ve bu konu da mutlaka araştırma yapmak gerekiyor. Tutorial ın kalanını bitirmeyi düşünüyorum.
Akşam beşte biten tutorial ın arkasından Eclipse Awards ve Game Show a gittim. Bir Ask Me About doldurarak bira için bir ticket kazandım. Heineken imi yudumlarken komik bir adamın sunduğu ve izleyicilerden seçtiği yarışmacılarla yarışmasını seyrettim. Ayrıca arada bir juri tarafından seçilenlere çeşitli ödüller verildi.
18:30 gibi oradan çıkıp Holliday Inn'in oradaki Bennigan's a gittim. Bir hamburger yiyip kola içtim. Midem bir kötü durumda o yüzden bastırıcı birşeyler yedim. Sonra da Old Ironside istasyona yoğun bir yağmur altında yürüyerek gittim. Tren gecikti ama sonunda geldi. Vienna istasyonunda indim. Otele yürürken yakındaki marketten altılı budweiser ve pringles alıp amerikan rüyası yaptım:P Şimdi de bud yuduplayıp bunları yazıyorum ve bir yandan 'abc'deki ilginç programları izliyorum. Eşlerini değiştikleri wife swap ve aileye gelen bir dadıyı anlatan 'My New Nanny' ya da benzer isimli programı.
Birazdan yarının programını yapıp banyo alıp yatacağım.
Convention Center'a vardığımda etrafı boş görünce önce acaba yanlış gün mü dedim ama neyse birkaç kişi daha görünce rahatladım. (Amerika da sanırım kaldırımda yürüyen birtek ben varım. Herkes arabalarda ya da binaların içinde. Inanılmaz bir şey kimseyi göremiyorsunuz. Aslında bu Santa Clara için geçerli sanırım) Tam içeri görmek üzereyken çinli bir kız koşup bana ve önümdekilere bir şişe su ve bir cd verdi. Ben promosyonlar girişte başladı vay be derken bir baktımki şişenin üzerinde netbeans.org yazıyor. 10 sn sonra jeton düştükü netbeans eclipse'in rakibiydi:) adamlar eclipsecon'u rakibine reklam yapmak için kullanıyorlardı. Ben sazan gibi aldım diyip kimse görmeden çantaya atayım derken bir baktım her yerden netbeans şişeleri.
Sonra içeri girip eclipsecon çantamı ve kayıt olduğumu gösteren tasmamı aldım. İlk tutorial RCP ile ilgiliydi genelde bildiğim şeylerden bahsedildi. Ama iyi bir tekrar oldu tabii öğrendiğim bazı tricklerde olmadı değil. Öğle yemeği için balık yedik. Ama SD West deki gibi bir lunch bag vermiyorlar. Büyük bir salonda oturuyorsun servis yapıyorlar. İşin güzel yanı her masada bir konu başlığı yazıyor(ör. RCP, SWT vb) ve o konuyla ilgili ise orada oturup ilgili diğer insanlarla konuşabiliyorsun. Ben biraz geciktiğim için ancak 'writing a better bug report' masasına oturdum. En azından karnım doydu. :)
Öğleden sonra gireceğim tutorialı advanced UI dan 'Component programming in OSGi' ye çevirdim. Component tabanlı çalışmak için güzel bir ortam sunan bu frameworkun yararlı olacağını düşündüm. Tutorial eğitici geçmesine rağmen zaman yetmedi ve yarıda kesmek zorunda kaldılar. Ama edindiğim izlenimler çok iyi ve bu konu da mutlaka araştırma yapmak gerekiyor. Tutorial ın kalanını bitirmeyi düşünüyorum.
Akşam beşte biten tutorial ın arkasından Eclipse Awards ve Game Show a gittim. Bir Ask Me About doldurarak bira için bir ticket kazandım. Heineken imi yudumlarken komik bir adamın sunduğu ve izleyicilerden seçtiği yarışmacılarla yarışmasını seyrettim. Ayrıca arada bir juri tarafından seçilenlere çeşitli ödüller verildi.
18:30 gibi oradan çıkıp Holliday Inn'in oradaki Bennigan's a gittim. Bir hamburger yiyip kola içtim. Midem bir kötü durumda o yüzden bastırıcı birşeyler yedim. Sonra da Old Ironside istasyona yoğun bir yağmur altında yürüyerek gittim. Tren gecikti ama sonunda geldi. Vienna istasyonunda indim. Otele yürürken yakındaki marketten altılı budweiser ve pringles alıp amerikan rüyası yaptım:P Şimdi de bud yuduplayıp bunları yazıyorum ve bir yandan 'abc'deki ilginç programları izliyorum. Eşlerini değiştikleri wife swap ve aileye gelen bir dadıyı anlatan 'My New Nanny' ya da benzer isimli programı.
Birazdan yarının programını yapıp banyo alıp yatacağım.
Subscribe to:
Posts (Atom)